Mevduat sözleşmesinin hukuki niteliği

Mevduat sözleşmesi

Mevduat sözleşmesinin hukuki niteliği, doktrinde tartışmalıdır. Bu hususta çeşitli görüşler ileri sürülmektedir. Doktrin ve Yargıtay kararları incelendiğinde, bu hususta savunulan fikirleri, çeşitli açılardan incelemek mümkündür. Buna göre;

Bazı yazarlar, mevduat sözleşmesinin karz niteliği taşıdığını ileri sürmektedirler. Karz sözleşmesi, BK’ nun 306 vd. maddelerinde ele alınmıştır. Buna göre, bankaların mevduat sahiplerinden topladıkları paraları işletmeleri, karşılığında banka tarafından mevduat sahibine faiz ödemesi yapılması ve mevduat sözleşmelerinde bankaya takas yetkisi verilmesi gibi hususlar, bu görüşün dayanağını oluşturmaktadır. Bu husus, Yargıtay’ ın eski tarihli kararlarında da yer almaktadır. Bir başka görüş ise mevduat sözleşmesinin karz değil, usulsüz tevdi niteliği taşıdığı yönündedir. Usulsüz tevdi, BK’ nu md. 472’ de düzenlenmiştir. Buna göre, mudi tarafından, saklanması istenilen mal ya da para, güvendiği bir kişiye mülkiyeti o kişiye geçecek şekilde tevdi eder ve bu kimse de belirli bir sürenin sonunda ya da istenildiği takdirde aynı miktar mal veya parayı geri vermeyi taahhüt etmektedir. Bu hizmet karşılığında, saklayana bir bedel ödenmesi söz konusu olmaktadır.

Bu sözleşmede saklama unsurunun asıl amaç olduğu aşikardır. Mevduat açısından da, yapılan özel mevduatı koruyucu düzenlemeler göz önüne alındığında, saklama amacının ön planda olduğu sonucu ortaya çıkacaktır. Bu görüşü savunanlar, mevduat sahibinin asıl amacının parasını güvenli bir şekilde saklamak olduğunu, usulsüz tevdide sözleşmeye konu olan mal veya paranın her zaman geri istenebilme özelliğinin mevduat ile uyuştuğunu kabul etmektedirler.

Her ne kadar Bankalar Kanunu m. 10 çerçevesinde, vade dolmadan mevduatın çekilemeyeceği esası kabul edilse de uygulamada bankalar tarafından, faiz indirimi yapmak suretiyle, vade günü gelmeden mevduat sahibi tarafından para çekilmesine onay vermeleri bu hususu desteklemektedir.Yine, mevduat ilişkisinde, sözleşme konusu paranın ancak banka şubesine yapılacak başvuru sonucunda ödenebilmesi de usulsüz tevdi görüşünü kuvvetlendiren bir diğer husustur.

Bir diğer görüş; banka mevduat sözleşmelerinin, usulsüz tevdi, karz ve vekalet sözleşmesine ilişkin unsurları bünyesinde barındıran bir karma sözleşme olduğu yönündedir. Bu görüşü savunanlar, mevduat sözleşmesinin karz, vekalet ve usulsüz tevdi sözleşmelerinin unsurlarını taşıyan bir karma sözleşme olduğunu ifade etmektedirler. Bu husustaki en son görüş, mevduat sözleşmesinin kanunda düzenlenen hiçbir sözleşme tipine uygun düşmemesi sebebi ile kendine özgü bir sözleşme olduğu yönündedir. Bu görüş, son zamanlarda oldukça taraftar bulmakta ve Yargıtay tarafından da benimsenmektedir.

Yazımızı henüz değerlendirmediniz ...
1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
Loading...

Yorum yapmak ister misiniz?